Umut Roav

 

Bir kadın tanıdım; toprağı cennet, ilkbaharları yemyeşil, rüzgârı direniş, insanı güzel olan...

Saçları öfke, gülüşleri mısra, yılları nadide... Her yaşanmışlığa yılları sığdırmış, bakışları tarih kokar. Şiirlerden gelme misali sözleri türkü, ağıt yakar dağları, yağmuru hüzün... Tarih en büyük şahididir gerçekliğin; samanyolu gibi uzanıp giden geçmişi vardır. Çoban yıldızı bir umut göz kırpar ona, kırlangıçlar habercidir güzel anılara. Mevsimler en güzel arkadaşı, dostu; el ele gezinir gökkuşaklarında, her bir renginden bir insan doğar, sağanaklarda tomurcuklanır yeni ardıllar. İntikam almak gerek şahit ettiğimiz bin güzelliğe; uzanır sıra dağlar yeşil gölcükleriyle. Bir kadın tanıdım; ülkem Kürdistan kadar güzel olan. Bêrîtan arkadaşı anlatmanın bir yolu, herhalde onu en güzel anlamlarla buluşturmak ve onu yaşayarak hissedebilmektir. Yaşayarak göstermek en güzel ifade... Her çağın bir efsanesi olur, elbette bu PKK gerçekliğinde daha da anlam dolu ve büyük bir yaşama arzusudur; çünkü tarih o zaman onunla akar ve evrenle bütünleşir.

 

Bêrîtan Arkadaş da tarih sayfalarının sorumluluğunu kaldıran bir gerçekliktir. BİLGEYLE YOLDAŞLIK, bu sayfalara daha da anlam biçmekte ve savaşırken bile en güzel hâle bürünmektedir. Zamanın rengini anlayan militanın duruşuyla, zamanın anlamında da anlam kazanan rengi bize de gösterdi. Bu yolda yolcu olan binlerce şehit var; özellikle de tarihin karşısına geçip, tarihi pratikleriyle sorgulayan yoldaşlarımızdan ve öncü komutanlarımızdan bir tanesi de Gülnaz Karataş, yani Heval Bêrîtan... Güneşi örnek alan insan cesurdur; batmaktan korkmaz, doğmaktan usanmaz. Heval Bêrîtan’ın gerçekliğinde Apocu çizginin önde geldiği ve yaşam aşkı, onu tüm mücadelesine bağlar. Ne kadar zorluk olursa olsun, ışınlar her zaman yolunu aydınlatmakta ve ona doğru yolu da göstermektedir. Beyin ve yüreği bir kere sevmiş; yüreği amansız bir mücadelede secdeye durmuş tüm gözlerden evvel. Durak bilmeden yol alıyor, çünkü biliyor ki yolun sonunda ona varmak var. Ve gönül bir kere daha âşık oluyor. Aşk ve sevginin cinsiyeti yoktur diyorlar; kim onda erise o maşuk olur, kim aşka sahip olsa, hakikatte aşk gerçekte sevgi güneşle yoldaş olur. Ona aşkla bağlanıldığında görülen şu oluyor ki: Yalnızlık okulu, yani mücadele... Bilge, bu yola adım atarken şöyle dedi: "Yaman ve çetin yalnızlığa hazır mısınız, buna dayanabilecek misiniz?" Aşka varmanın tek yolu yalnızlık okulunda öğrenmektir. Heval Bêrîtan hem yaşamda hem de savaşta emek verip, sevip ve sahiplenerek bu yalnızlık okulunu bitirmeyi başarıp güneşle bir oldu.

 

Heval Bêrîtan’ın gerçekliğini ele alırken şu soruyla yüzleşmiyor muyuz sizce de? Bahaneler güvenebileceğimiz sığınaklar değilken, canımız ve gönlümüz onu her zaman dile getirip beklerken, onu her zaman en güzel anılarda özlerken neden biz geriye gidiyoruz? Şunu, Heval Bêrîtan gerçekliğinde bir daha kendimize itiraf etmeliyiz ki biz güneşin yoldaşlarıyız, bahanenin değil. Onun aşkıyla can bulup onun sevgisiyle yaşıyoruz. Sevgide ve aşkta "o yapıyor, o zaman ben de yapacağım" tarzında bir basitlik yok. Eğer Heval Bêrîtan gibi en küçük hareketimizde bile ona uyarsak o zaman aşkı zaten anlamlandırmış oluruz ve koşulsuz güneşe ve komutanlarımıza iman ediyoruzdur.

 

Biz Bêrîtanların ardılları olarak konumumuz ne olursa olsun —buna zaman ve mekân da dâhil— göstereceği tavır, yoldaşlık ölçüleri aynıdır. Bu da uyum adabına ve onun sevgisinde erimek oluyor. Sevgide nefs yolun başında kalkıyor, adımları onun adımlarının önüne geçmiyor. Heval Bêrîtan bu gerçekliğe vazgeçilmez bir örnektir. Bêrîtan arkadaş, onun yoldaşlığında o olmaya doğru giderken bedenini tümden eritip onunla birleştirdi. Yani âşık olan sevdiğinden yana tercihini yaptı, onun tercihlerini kendi tercihleri sayıp tercihlerini ona göre dizayn etmiştir. Güneşin yoldaşları olarak ona farklı yaklaşmaktan vazgeçtiğimiz oranda o kendini bizde ister ve istediği ölçüde bizde bize ait olur. Bizim niyetimizin onda olabilmesi için onun niyetinin bizde olmasına gayret etmek... Özellikle de yoldaşlarla birlikteyken onunla olduğunu unutmamak…İşte böyledir Bêrîtanca bir yaşam; adanmak ve adamak, her koşul altında uygulayıcı ve fedai olabilmek...