Rûken Bilen, Gözlerini, kurtuluş savaşı veren bir ülkenin başkentinde, yurtsever bir ailede açtı dünyaya. Asırlar evvelinde tüm bölgede hüküm süren atalarının, dış saldırılara karşı ördüğü surlarla çevrili Amed’te doğmuştu. Amed, Medlerin olan, Kürtlerin olan şehir... Şimdilerde ise çağdaş Medlerin 2. ve 3. sınıf muamelesi gördüğü, her tarafından saldırıya uğrayan ama halen de onurunu dipdiri koruyabilen şehir... Rûken, adı gibi güler yüzlü, şehri gibi dik duruşlu, ülkesi gibi güzel ve direngen çocuk, her gün kendisiyle birlikte özgür yarınlar hayalini de büyütüyordu.
- Ayrıntılar
- Görüntüleme: 386
Bahar gülüşlü kadınlar tanıdım. Uzun örükleri ve asi bakışlarıyla Zagros tanrıçalarının güzelliğini taşıyorlardı yüzlerinde. İçinizi ısıtırlardı gülüşleriyle, onlarla her mevsim bahardı. Çünkü bahar gibi güzellikler biriktirirler yüreklerinde. Onları tanıdıkça yaşamın renkleriyle tanışırdınız. Her renk onlarla daha güzel olur ve anlam bulurdu. Onlarda dile gelen tüm renklerin ahengiydi.
- Ayrıntılar
- Görüntüleme: 374
Her sömürgeci, sömürülenin üstüne sessizlikten kara bir örtü atar. Devlet halkın, erkek kadının, patron işçinin üstüne atar kapkara sessizlik örtüsünü. Atar ki gün ışığında görünmesin günahları. Atar ki bir tek kendi sesi doldursun cümle cihanı. İhtiyatlıdır ya, metalden örmüştür örtüsünü.
- Ayrıntılar
- Görüntüleme: 379
Eğer yüreğiniz su gibiyse, gözleriniz berrak bir ayna gibi parıldar. Kimi gözler vardır hırsla bakar, sizi kendilerinden uzaklaştırırlar, kimi gözlerse sizi içine alır, yüreğin engin sonsuzluğuna taşırlar. Yüreğin denizlerinde kulaç atmaya başlarsınız kimi gözlerde, kimi gözlerde ise boğulursunuz, size nefes olmaz, can vermez, öldürürler sizi.
- Ayrıntılar
- Görüntüleme: 362
Evrenin gizem dolu yaşam sayfasından gelip geçen her insan, her biri birbirinden farklı resimler bırakır ardında. En güzelini, en temizini ya da en anlamlısını kim, kimler çizmiştir? İnsanoğlu tarih boyu sayısız inançlarla, sayısız paradigmalarla hep hakikati aradıysa da herkesin çizdiği resimler birbirinden çok farklıdır hala.
- Ayrıntılar
- Görüntüleme: 369
Dinle! Dağlardan kopup gelen fırtınaların sesini. Vadileri hınca hınç doldurup, coşarak ilerleyen laşerin canhıraş bağırışlarını. Ve doruklardan koparak gelen Xoryaslar’ın feryatlarını.
- Ayrıntılar
- Görüntüleme: 367
Bu ülke ay yüzlü, bahar gülüşlü çocuklarına ne çok şahitlik etti. Yüreği bir yaşam pınarı gibi çağlayan ve herkese yaşam vermek için durmadan akan. Onlar karartılmak istenilen her geceye bir yıldız, çatlamış toprağa yaşam suyu olmak için döndüler yüzlerini güneşe. Kendi canlarını bu toprağa feda etmekten bir an olsun teredüt etmediler.
- Ayrıntılar
- Görüntüleme: 374
MAVİ DEĞİLDİR AVAŞİN’İN SULARI…(Şehit Delila Amed’e) Yanılmamıştık be arkadaş, tıpkı söylediğimiz gibi; mavi değil Avaşin’in suları. Kuşkusuz tanımaların en netamelisi idi her şeyi yüzeyde görünen son suret ile tanımlamak. Yüzeyde beliren renge aldanarak bireyi, olayı ya da olguyu tanıma kavuşturmak, rahatlıkla belirtebiliriz ki tanımaya veya tanımlamaya dönük en toyca yaklaşımı ifade etmektedir.
- Ayrıntılar
- Görüntüleme: 204
Her halk kendi kahramanlarını yaratır sözünü çok duyarız çok eskiden dile gelen bu söz belkide en çok Kürdistan topraklarında gerçekleşiyor. Bu topraklar tarihi gibi binlerce kahramanlığa şahitlik etmişti, bağrında o kadar çok direniş destanları yarattı ki ve halada yaratmaya devam ediyor.
- Ayrıntılar
- Görüntüleme: 185
Üç ay gibi yaptığımız mayın çalışmasının bazıları boşa çıktı. Benim için en önemli olanıda tam iki aydır nöbetini tuttuğumuz tuzak patlamadı. Girê Rijdê asker doluydu ve patlamadı... Gerekçeleri kendime oluşturmayacağım. Mutlakiyetçi, mükemmelliyetçi zihniyet yapım daha öncesinde olay ve olgulara yaklaşımımda, kendimi ele alışımda çok belirleyici oluyordu. Özellikle Atina Savunması sonrası düz çizgisel zihniyet yapım üzerine yoğunlaşmalarım ciddi oldu. Birde son paradigmanın zihniyet yapısı, canlıyı ele alış tarzı ve kadın merkezli oluşu dünyayı ele alış tarzımda zihniyet, yapımda ahlaki değer yargılarımda bir değişikliğe, yenilenmeye gitmem gerektiğine götürdü. Hep bardağın boş kısmını gören ben... Evrenin, canlının oluşumunu, insan merkezli başlatan ben... Farklılıkları, zıtlıkları göz ardı eden ben.. Bir bütünen zihniyet yapımı çatırdatmak iddiası ile kendime yüklendim. Özellikle PKK inşa eğitim devresindeki yoğunlaşmalarım, gördüğüm ideolojik eğitim sıfırdan bir başlangıç kararını almamı sağladı. Bulunduğum mücadele ortamında yeniden köklerimi güçlü oluşturarak adım adım koyuldum yola. Böyle bir iddiam hala var. Kuzeye gelişimde bu kararlılıkla bağlantılı zaten. Ben mükemmel bir devrimci olduğumu düşünmüyorum. Ama beni özgürlük arayışlarımdan çekecek geri geleneksel zihniyet yanlarımı aşma çabası içerisindeyim. Bunları kendime itirafla başladım, dedim ki 'sen böylesin, bunu kabullen ve yürü üzerine üzerine' bunada 'tamam' dedim. Bardağın boş kısmı olduğu kadar, dolu kısmı da var. Doğayı anlamaya, canlıyı çözmeye çalıştım tekrardan ve kendimi ona indirgemeye, özleştirmeye çalıştım. Özüne ait duracak bir duruşu kazandırma çabam da oldu. Peki, hemen bir sonuç alabilir miyim? Tabi ki, bu bilimsel bir şey değildir. Mucize beklemiyorum kendime ilişkin. Lakin bazı şeylerin yansıması gerekiyor. Sonuç almam gerekiyor. Savaş ortamında bir bireyin yaptığı bir eylem, bir başarı sonuçlara yön verdiriyor. Bunun canlı örneklerini son süreçler belirgin gösteriyor. Içinde bulunduğumuz süreç bizlere nasıl yaşamamız ve nasıl savaşmamız gerektiğini fısıldıyor. Bir militan savaşımıyla vardır. Kıvrak zekası ve savaştaki ayrıntılı düşünme ve hesaplama becerisi başarıyı getireceği gibi, bunların tam akside olumsuz sonuçlar beraberinde açığa çıkaracağı gerçekliğini unutmamalı. Kişiliklerimizi tam anlamıyla donatarak dönem görevlerimize layık olmak, Önder Apo’nun istediği düzeyde bir militan olabilmek, yaşanan savaş gerçekliğine cevap olabilmek kendini eğitmekten geçmektedir. Bu bilinen bir gerçekliktir ve bu temelde var olan değerlere sahip çıkabilmek, hakkını verebilmek ve layık olabilmek bizler için bir ölçüdür. Bu temelde kendimizi bu uğurda adamalıyız. Son süreçlerde Besta’da yaşanan operasyonları yazmanın yerinde olacağına inanıyorum. Çünkü düşmanın bu yaklaşımları tarihe kalmalı, 2007 yılında Besta’da neler oldu? Gerilla bu operasyonlarda neler yaptı? Düşman geçen ayın sonlarından itibaren ormanlık bölgelerde operasyonlara başladı. İlk operasyonu anladığım kadarıyla gömmelerimiz ve mayınlarımız içindi. Ama çokta başarılı olamadılar. Operasyon başlatıldığında birimce birlikteydik. Ve iki arkadaş -Firat ve Brüsk ark.- sonradan eklendi. Herem, Demhat, Ararat, ben ve diğer iki arkadaş. Noktamızın etrafını düşman çevirince operasyonun noktaya dönük olduğunu sanıp gece noktadan çıktık. Bayağı renkli bir gruptuk ayrıca. Herem arkadaş bitmek bilmeyen, toplanamayan eşyaları ve ağır olan çantasıyla grubun komutanı, Demhat arkadaş ise ne söylenirse yapan katılımı. Fırat arkadaş tam bir Amed’li, dürüst ama kuralsız. Brusk arkadaş her ne kadar kuralsız olsada iş ciddiye binince en kurallı olan arkadaşlardan biri. Ararat Arkadaş operasyon başladığını duyunca biraz şaşırdı, çantası ağır ama atılgan, atik ve de oldukça heyecanlı… Ben ise 'Besta'da operasyon nasıl oluyor acaba?' sorusunu yaşayarak anlamaya çalışan bir durumdayım. Çantam haddinden fazla ağır. Bireysel eşyalarımdan ziyade hep mayın malzemeleri, hazırladığım mayınlar, piller, kablolar vs. Gideceğimiz yeri daha önce görmemiştim. Yükümüzün ağırlığından kaynaklı gecenin ikisinde oraya ulaştık. Sabah keşif yapmak için ben ve Herem arkaş çıktık. Hava aydınlanınca operasyonun yönü ve kapsamı anlaşılıyordu. Operasyon Hezil vadisine dönük bir operasyondu. Saatler ilerleyince bulunduğumuz noktanın etrafını yine tuttular, üzerimize indirme de oldu ve keşif yerinden kendimizi aşağıya bıraktık. Arkadaşlar mevzilerinde hazır ellerinde silahlarıyla beklemekteydiler. Ararat, Demhat ve Fırat arkadaşların üçü arka arkaya sağlı sollu vurmak için bekliyorlardı. Tam karşımda askerlerin konuşma sesleri geliyordu. Brusk Arkadaş etrafına dürbünle bakıyordu. Akşama kadar çatışma pozisyonunda bekledik fakat gelmediler. Akşam bulgur pilavımızı afiyetle yiyip, çayımızı içtikten sonra yola koyulduk. Yine manevra… Bu defa gittiğimiz yer mahkum bir araziydi. Fakat araziyi tanımamanın getirdiği bir şey görüş belirtemedik. Hepimiz uykususuz. Her ara verişte bazı arkadaşlar nöbet tutarken, bazı arkadaşalr gözlerini dinlendiriyor. 6 saatlik bir yürüyüşün ardından uygun bir yerde konumlayıp dinlenmeye başladık. Sabah Brusk Arkadaşın keşiften gelipte, askerlerin üçgene geldiğini söylemesiyle birlikte gündüz saat 11'de yola koyulduk. Bir sırtı aştıktan sonra vadinin daha uygun yerlerine rasladık. En azından çatışabiliriz diye düşünüyordum. Bestanın genel durumuna ilişkin yazılması gereken çok şey var aslında. Fakat yazmak istemiyorum... Operasyon 5. gün geri çekildi ve biz noktaya döndük. Düşman noktaya girmemişti. Yakınımızda bulunan alt yapı çalışmalarında yer alan kervancı arkadaşların noktasına girmişti. Daha sonra karargâh'ın bizi çağırması üzerine birimce karargah'a gittik. Birimce aynı kalırken şimdi karargaha dahil olduk. Gerçekten insan tam anlayamıyor ne yapmak istiyorlar. Sanırsam T.C ordusu içerisinde üst tarafından alınan alta doğru indikçe esneme oluyor. Yani Büyükanıt'ların-Şahinlerin kararları orta kademeler tarafından uygulanmıyor. Bazı operasyonları yapıyorlar. Arazide hep varlar. Yine onların hareketliliği nedeniyle parçalara bölündük. Bu defa Roni Arkadaş komutasında ben, Ararat, Arya arkadaş yola koyulduk. Üç arkadaş önden gitmişti. Ben ve Demhat arkadaş mayın döşemek için grubun arkadasından gittik. Çantam yine ağır. Boynumda tuzak, eşarbımla boynuma bağladım, küçük kazmam, silahımın dışında, lav silahından yaptığımız mayında ayrı bir zorluk katıyordu. Tam bir Herem arkadaş gibi olmuştum. İşin kötü tarafı havanın açık olması nedeniyle geceler çok soğuk ve ayaz. Bu nedenle yerlere de kırağı düşüyor. Otlar hep kaygan. Demhat arkadaşla birlikte mayınımızı yerleştirdikten sonra grubun bulunduğu alana doğru harekete geçtik. Gece saat 12'ye doğru Ararat arkadaşların yanına ulaştık. Her iki erkek arkadaş yatmışlardı. Ararat arkadaş ise soğuktan uyuyamamış, askeri kefiyesini üzerine atmış, kendini ısıtmaya çalışıyordu. Velhasıl düşman geri çekilme yaptı ve biz noktaya geri döndük. Erzağımız yok ama her ikimizi de bu durum etkilemiyor. Moralimiz yerinde. Noktada iki kadınız, diğer arkadaşlar ayrı bir yerdeler.
Şehit Ekin Sanem
15 Kasım 2007 / Besta
- Ayrıntılar
- Görüntüleme: 188


