Bu yoldaş, şehit olmadan önce bana bir rapor göndermişti. Şehit olduğunu duymamıştım. Ama hep aklımdaydı. "Önderliğin çözümlemelerinden faydalanacağım ve bir roman yazmayı denemek istiyorum" demişti. Daha önce kimse bize böyle bir şey söylememişti. Çok yakın bir yoldaştı. "Bu yoldaşla tanışıp konuşabilirsem iyi olur" dedim. Sonra şehitlik haberi geldi. Çok cesur bir kızdı. Bir manga komutanı seviyesinde Rubarok karakoluna gitti ve yaralandı. Yaralı olmasına rağmen Güney Savaşı'nın ön saflarında yerini aldı. Kurşunları bitene kadar orada mevzilendi. Sonra hain güçler onu kuşatıp şöyle dediler: “Teslim olun, size bir şey yapmayacağız.” Ancak bu yoldaşın tavrı da şu oldu, diyor ki; “Sizler düşmanla işbirliği yaptınız, Kuzey’deki devrime saldırıyorsunuz, hainsiniz, size teslim olmayacağım.” Parti Önderliği için slogan atıyor ve uçurumdan atlıyor. Bu çok anlamlı ve cesur bir eylemdir. Teorik düzeyde de güçlüdür. Kaynağını sadece vatanseverlik ve direnişten almıyor. Ayrıca analizleri çok derin ve anlayışa dayalı. Çünkü onları daha da derinleştirmek ve genişletmek istiyor. Bu durum bu yoldaşımızın kararlı bir insan olarak ortaya çıktığını gösteriyor. Anlamaya kararlı ve bunun için her türlü direnişi yürüten bireyler çıkıyor. İnsan bu yoldaşlara değer vermeli. İnsan bu yoldaşın anısına güçlü cevaplar vermeli. Bunlar kolay yaklaşılacak insanlar değildir. Bu şehadet için yoldaşlar diyor ki; "Bu yoldaşın anısına bağlıyız, taburumuza onun adını vereceğiz." Sorun, tabura onun adının verilmesi değil. Önemli olan, o kişinin ortaya koyduğu tavrın hayata geçirilmesidir. Zaten bu sonuca varılmasına yol açan da yaşamda ortaya konan tavırdır. Bunu önemli buluyoruz.
Aslında bu yoldaşımız ilerlemeye kararlıdır ve birçok hatayla da karşılaşmıştır. Hata da yapmış olabilir. Ancak doğru yolda gittikçe derinleşiyor ve çok etkili sonuçlar da alıyor. Demek istediğim şu ki; yolu açık bırakırsak, çok cesur ve yiğit insanlar çıkacaktır. Eskiden; "Kadınlar yüktür, ne yapalım?" derlerdi. Onlara dedim ki; "Kadınlara yüktür" diyenlerin kendileri yüktür, kadınlar büyük bir fedakârlık gücüdür. Bu yoldaşımızın ulaştığı seviye de gösteriyor ki, çoğu fedakârlık anlayışıyla, cesaret ifadesiyle ortaya çıkıyor. Siz bunu takdir etmiyorsunuz, eski feodalizm ve toplumsal yaklaşımlarla yaklaşıyorsunuz. Bu yaklaşım doğru değil. Gücünüz yetmeyebilir, doğru yaklaşımları dile getirmek zor olabilir ama benim anlayışım aynıdır. Bu anlayışın doğru olduğu da ortaya çıktı. Sonradan çok kişi; "Herkes siperde, kimse kurtulamadı" dedi. Bildiğimiz gibi öyle değil. Şehit Bêrîtan'ın çizgisi benim için çok önemli. Bêrîtan'ın çizgisi ve hatırası diyorum. Şehit Bêrîtan'ın yaşamını bir çizgi yapalım. Benim için bir mektubu vardı, sanırım tek bir mektuptu. Aynı zamanda entelektüel gücü ve derinliği vardı. Teslim olmuyor. Gerici milliyetçiliklere teslim olmuyor. Ferhat teslim oluyor. Bu bir çizgidir. Kendini uçurumdan atıyor. Bu intihar değil, özgürlük çizgisidir. Bu kadınların onurunun ve direnişinin büyümesidir ve çok önemlidir. Beş bin yıllık bir formülüm var. Neolitik'ten günümüze kadar tapınma kültürünü yaşıyoruz. Ben buna "cinsel devrim" diyorum. Kadın özgürlük hareketi hayati hale gelsin, kadınlar sağlıklı kalsın. Hiçbir korkuyla yaşamasınlar, sonuna kadar kendilerine inansınlar. Ortadoğu'yu onlar çözecek.
Bêrîtan, geri Kürtlere teslim olmamak için kendini uçurumdan aşağı attı. Karakoçan yakınlarındaki bir köydendi. Peşmergeler ona büyük umutlar bağlıyor ve teslim olması için; "Size hiçbir şey yapmayacağız" diyorlar. İşte benim inandığım özgürlük çizgisi bu. O da kendisi için özgürlüğe inanıyor. O kızın onurunu korumak bizim için büyük bir borç. Bu benim prensibimdir. Bêrîtan'ı bu şekilde değerlendiriyorum. Boşuna Bêrîtan çizgisi demedim. Bêrîtan'ın direnişi aramızda bir örnek gibidir. Yoldaş teslim olmayıp kendini uçurumdan aşağı attı. Dokuz kız vardı, dans ettiler ve el bombalarıyla kendilerini şehit ettiler. Bunu düşman eline düşmemek için yaptılar. Bunların hepsi bizim için kahramandır. Çok sayıda asil ve direnişçi kadın yoldaş var. Kendini yakan yoldaşları da anıyorum. Çağdaş olmak isteyen gidip çağdaş olsun. Avrupa'ya gidiyorlar, nereye gidiyorlarsa gitsinler. Magazin diliyle konuşmuyorum. Bu kültür yeniden canlanacak. Erkekler anlamak bile istemiyor. Bunun dışında özgür bir yaşam yok.
Kızlarımızı uyarıyorum. Kadınlarımız bu konuda açık gözlü olmalı. Beş bin yıllık bir fırsat kazanıldı. Her biriniz veya hepiniz için, bir saray bile verseler yüzlerine tükürün. Kızlar ayağa kalksın, sizi yine cendereye koymak istiyorlar. Kadınlar üzerinde büyük bir oyun var. Herkes dağdan inse bile, onurlu barışları sağlanana kadar savaşacak ve pes etmeyecekler. Bêrîtanların direnişini bilirsiniz. Dersim'dendi. Uçurum kenarına geldiklerinde peşmergeler seslenir ve "Hadi gelin, sizi öldürmeyeceğiz" derler. Ama o teslim olmamak için uçurumdan atlar. Bêrîtan çizgisini takip edecekler. Ben bu çizginin bir neferiyim. Onurlu barış gelene kadar bu çizgiyi sürdüreceğim. Beni takip eden kadınlar var. Şehitlerimizi anmak için kızlarımız siyasette kendilerini güçlendirmeli, kadınlığa düşmemeli ve kişiliklerini korumalıdır. Bir kadının karılaşması halkın karılaşmasıdır, bir kadının karılaşması ülkenin karılaşmasıdır. Karılaşan bir kadın, bazıları için kirli bir ev olur ve hiçbir değeri yoktur. Sadece yaşamayı göze almalılar, ölümü göze almalılar. Bu benim vasiyetim ve tavsiyemdir. Bêrîtan bizim için bir vasiyettir. O kızı unutabilir miyiz? O bir mesajdır. O bize bir çağrıdır. O bizim için bir Jeanne D'Arc'tır. Onun gibi yüzlercesi var. Onu esas alalım, o bizim onurumuzdur. Onun eylemi bir sevgi ve onur eylemidir. Nerede olursa olsun, biz oradayız. Son kişi kalana kadar savaşalım. Onur ve özgürlük için savaşalım, onur için savaşalım. Benim için çizgisinden sapmayan ve dürüst kalan bir Kürt kızı veya Kürt erkeği yeterlidir. Benim için Özgürlük Mücadelesi önemlidir. Mücadelem özgürlüğü aramaktır, içsel gücüme güvenmek ve kimseye satılmamaktır. Para, dolar veya kadın karşılığında satılabilecek böyle bir mücadele yoktur.
Size bir şehidimizi hatırlatayım. Şehit Bêrîtan. Peşmergeler bir kayanın üzerinde, bir uçurumun kenarında, Bêrîtan'ı kuşatmış, çember içine almış. Teslim olun diyorlar ve teslim olun dediklerinde, sizi Türklere teslim edeceğimiz için değil, gelin, biz kardeşiz, size işkence etmeyeceğiz, gelin, sadece aramızda kalın diyorlar. Ama Bêrîtan bunun gerçekte böyle olmadığını biliyor, özgürlüğüne bağlı olduğundan bu durumu onuruna yediremeyerek kendini uçurumdan atıyor. Bêrîtan'ın Önderlik ve sonsuz özgürlük çizgisi vardı. Benim için önemli olan Bêrîtan çizgisinin mücadelesidir.


